Peki ben neye inanıyorum Kardeşim ve neden seni uyarma psikolojisine giriyorum?
Hani kardeşim bu hoca efendiler diyor ya özgürsün. Ben anlatacaklarımı anlatayım, sen de, şayet varsa, hür ve özgür iradeni kullanarak seçimini yapar istediğine inanırsın zaten sorun yok.
Önce olabildiğince net ifadelerle, hiç eğip bükmeden, neye inandığımı anlatayım:
Kardeşim ben, herşeyin Allah Azze ve Celle tarafından daha ortada hiçbir şey yokken, her detayına kadar tasarlandığına, her şeyin O cc nun yazgısı, planı, dilemesi, yaratması şeklinde cereyan ettiğine inanıyorum. Her bir davranışımızın, her kıpırdanışımızın O nun hükmü ile, tekvini emri ile meydana geldiğine inanıyorum.
Ne hür, özgür, ne cüz-i, ihtiyari, hiç bir isim ve sıfatla anılacak bir irademizin olmadığına, hiç bir amelimizi kendi tercihimizle yapmadığımıza, Levhi Mahfuzda yazılı olan şeylerin, Allah cc ın bilmesi sebebiyle değil, bilakis olmasına hükmetmesi ve her detayına kadar öyle yaratması sebebiyle yazılı olduğuna inanıyorum.
Allah cc ın insana hür bir irade verdiğine, seçimlerini kendisinin yaptığına, isterse günah, isterse sevap işleyebilecek bir gücünün veya tercih hakkının olduğu düşüncesine sonuna kadar karşı çıkıyorum. Benim inancımda kula nispet edilen zerre kadar bir irade, bir tercih hakkı yok.
Daha keskin ifadeler kullanmak istiyorum ama bu kadarı yeterli diye düşünüyorum. Sanırım bu cümleler neye inandığımı tam olarak ortaya koyuyordur.
O günkü konuşmamızda: "ben de böyle inanıyorum zaten" diyen kardeşlerime soruyorum. Gerçekten de böyle mi inanıyorsunuz? Şimdi bana sen sapıtmışsın diyen kardeşimin, niye böyle dediği de anlaşılmıştır umarım.
Bana sapıklık iddiasında bulunduğu halde, sadece beni küçümseyen -ki küçüğüm gerçekten de-, bu kadar alim yanlış biliyor da bir sen mi doğru biliyorsun diyen o kardeşlerimin beni bu güya sapık düşünceden kurtarmak için hiç bir gayretinin olmaması da, kardeşliğimizin derecesini ortaya koyuyor sanırım.
Beni bu gün bir kardeşimiz arayıp, o gün karışık konuştun, ne dediğin anlaşılmadı, bir yanlışın içerisinde olduğun kanaatine kapıldık, şunu bir anlat demesi beni o kadar sevindirdi ki...
Kardeşim ben bu şekilde inandığımı ve doğru inancın da böyle olması gerektiğini kime söylesem, ilk tepki "o zaman neden sorumlu olalım ki" oluyor. Aslına bakarsan ben bunu anlatmaya çok hevesliyim ama genellikle tartışma çıkıyor. Dinlemek isteyen de yok, anlamak isteyen de yok... Kardeşim dediğim kişilerin şu yukarıda yazdığım tepkilerine baksana.
Şunu da ifade etmeliyim ki kardeşim, ben konuştuğum kişilerin hiç birisine kulun iradesi yok deyip kaçmadım. Dinleyen herkese burada yazdığım şeylerin hepsini söyletti Allah cc bana. Şimdi burada bir kez daha söylemeye çalışacağım inşaalah.
Kardeşim! Benim inancıma göre, kulun hiçbir iradesi olmadığı halde, sonuna kadar sorumludur, Allah cc ın rızasına uyan veya aykırı olan, her tutum ve davranışı sebebiyle bir kazanç ya da zarara uğrar. Ve kullar o kadar hassas bir şekilde hesaba çekilir ki, zerre kadar iyilik ya da kötülük içerisinde bulunsalar hesaba dahil edilir.
Özgür iradeyi savunan hoca efendilere şunu sorsak ve desek ki: "Ben haram olan bir eylemi yapmayı tasarladım. Sonra bir sebepten bu eylemin içerisine girmedim. Yapmadığım bu eylemden dolayı bana bir ceza verilir mi?" Diyecektir ki işlemediğin bir fiilden dolayı bir cezaya çarptırılmazsın.
Benim inancıma göre ise, bir eylemi tasarlasan ve sonra yapmasan bile bir cezaya çarptırılabilirsin. Zira bu eylemi yapmamak konusunda girdiğin hesapları biz bilemeyiz. Kiramen katibin melekleri dahi bilemez. Halbu ki, Allah cc sinelerimizde sakladıklarımızı da, açığa vurduklarımızı da bilmektedir.
Yakalanmaktan mı korktun? Rezil olmaktan mı utandın? Bu eylemi yapacak imkanları mı elde edemedin? Yoksa gerçekten Allah cc bundan razı olmaz psikolojisiyle vaz mı geçtin?
Şimdi, "sen kulların sorumluluklarını reddediyorsun" diyenler bir baksın kardeşim. Benim inancımda mı sorumluluk sahası daha fazla? Yoksa özgür iradeyi savunanların inancında mı sorumluluk alanı daha fazla.
Benim inancıma göre kurduğun hayalden bile sorumlusun. 1000 sene önce başkaları tarafından yaşanmış ve bitmiş bir konudan da, senden 1000 sene sonra olacak ve hiç şahit olmadığın bir konudan da bir kazanç ya da kayba uğrarsın, eğer haberin olduysa.
Kardeşim Allah cc ın Rasulünden bu güne kadar 4 ana ekol çıkmış bu Kader İnancı ekseninde. Kaderiyye, Cebriyye, Murcie ve Ehli Sünnet şimdi bunların ne dediklerini sana kısa kısa yazacağım inşaallah. Daha detaylı bilgi istersen, https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/ buradan pekçok makaleye ulaşabilirsin.







